Aynı Değil

Baktığım gökyüzü aynı değil

Bebek değilim elimden tuttuğun

Kuşları seyrettiğimiz o sahil

Aynı değil hiçbir şey unuttuğun

x

Taş kesilmiş kalbin aşka meğil

Düşün, değilim vurup attığın

Aşka saygı ve biraz bencil

Gömdüğün hatıralar unuttuğun

x

Aşkın değil gururun hep önde tuttuğun

Kaybedince anlarsın gerçek değerini

Biten samimiyet saygı ve sevgi

Bırak elimi istemiyorum ben bu şekilde

Pecer Piyyat

Pecer Piyyat, büyük bir şehrin küçük bir mahallesinde göçmen bir ailenin çocuğu olarak yaşıyor mahalli takımda futbol oynuyor ve okuyordu. Annesinin hazırladığı yer sofrasında yokluklar içerisinde bilhassa babasının baskıları ile yemeğini yer sokağa koşardı. Ailesinin yapısından mıdır bilinmez ama etrafında çok hırslı ve aşırı kötü bir çocuk olarak tanınırdı. Sanki şeytan tarafından görevlendirilmişti ve görevini en iyi şekilde yapıyordu. Babası erken yaşlarda vefat etmişti. Annesi bahçesinde yetiştirmiş olduğu yiyecekleri satarak geçimlerini sağlamaya çalışıyor bir yandan pecer okulunu aksatmasın ve kavga etmesin diye tüm zamanını harcıyordu. Sokaklarındaki çocukları her gün dövüyor evine sürekli olarak şikayet alarak geliyordu. Annesi onu okul tatilinde kötülüklerinden arınması ayrıca okulunun değerini anlaması için doğduğu topraklara çalışmaya göndermişti. Kötülük yaydığı topraklardan gitmemek için kargaşa çıkartıyor, kaos planlıyor ve insanlara iftira atıyordu. Tüm komşuları ile kavgalıydı ve neredeyse birbirine düşürmediği ve evlerine zarar vermediği komşusu kalmamıştı. Gitti zorla da olsa gitti.

Pecer, doğduğu topraklara gittiğinde daha gider gitmez komşularının camını kırıyor, hayvanlarını taşlıyor ve yiyeceklerini talan ediyordu. Kurbağalar üç gözlü doğuyor adeta tüm hayvanlar, doğa bile kabuğuna çekiliyordu. Güneş bile kırk nazla doğuyordu. Köydeki evinde dedesinden kalma ne varsa eskicilere satıyor ve atalarının arkasından kötü şekilde konuşuyordu. İnsanlara zarar vermekten bıkmayan Pecer, hiçbir şekilde ıslah olmuyordu. Çok saygısız bir çocuktu.

Gel zaman git zaman bir sabah erkenden kalkarak yine köyde dolaşmaya çıkan pecer, bir çobanla karşılaşmıştı ve çobana kendisini annesinin gönderdiğini ve evlerinin yandığı yalanını söyleyerek çobanın hayvanlarının başından ayrılmasını sağlamıştı. Can havli ile koşarak evlerine giden çoban, yolda trafik kazası geçirerek can vermişti. Bu arada pecer, çobanın sürüsünü dağıtarak hayvanların her birini bir tarafa kovalıyordu. Çobanın kaza geçirdiği yere polisler gelmişti ve insanlar toplanarak kazanın nasıl olduğunu anlamaya çalışırken yolda eve dönen Pecer, kaza yerinde çobanın öldüğünü görür ve umarsızca; “haha nasıl da kandırdım çobanı” diyerek kahkaha atar, koşar ve uzaklaşır. Bir çocuk bir çocuğun ölümüne sebep olmuştu. Polisler ve insanlar bu durumdan işkillenir ve durumu araştırarak pecer’i sorguya çekerler.

Pecer, olayı olduğu gibi anlatır ve polisler tarafından ölüme sebebiyet vermekle tutuklanır. Artık yıllar sonra yaptıklarının, söylediklerinin ve her şeyin cezasını çekecekti. İnsanlar bu kötü insanı iyice tanımıştı. Geceden eşyalarını toplarken bir yandan sabah olmaya devam ediyordu. Sabahın ilk kuş sesi duyulduğunda iş işten çoktan geçmişti. Kuşlar artık daha güzel ötüyor adeta birlikte ZAFER şarkıları söylüyorlardı. Artık ağaçları yok edemeyecek ve doğayı kirletemeyecekti. Evinin enkazı kötü bir görüntü yaratamayacaktı. Kötülük yapamayacaktı. Kimseye zarar veremeyecekti. Elleri, kolları ve kötü fikirleri bağlanmıştı. İnsanlar iyi şeyleri ÜMİT ediyordu ve artık sakin ve huzurlu yaşayacaklardı.

Birkaç ay sonra annesi kendisine ulaşamaz ve köyüne onu aramaya geldiğinde olaylardan haberi olur ve üzüntüsünden kalp krizi geçirerek can verir.

Pecer, bu kısa rüyadan uyandığında penceresiz 10mt2 bir alanda bir ranzada yatıyor, tavanı seyrediyor ve de yapmış olduklarını düşünüyor olacaktı.

Yazım Tarihi : 09.10.2021 – Türü : Hikaye
Osman Ali KACAR

Dijital Çağ’da Güvenliğin Önemi

Evet sayın okurlar, yıl 2021 diyeceğiz birkaç gün sonra. Yeni dünya ve yeni çağ yani Dijital Çağ. Hani hatırlarsanız ilkokulda tam arkamızda duvarda asılı çağlar görseline şimdi hayalinizde dijital çağı da ekleyebilirsiniz.  Eğitim-Öğretim, sağlık ve mali sistemler başta olmak üzere tüm sistemlerin artık dijital olarak idare edildiği, insanların birbirinden uzaklaşıp daha bireysel, daha uzak ve daha bencil olacağı zamanları yaşayacağız. Bunların ardından ileride en önemli faktörlerden dijital güvenlik bizim hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelecektir.

Kullandığımız sistemler mükemmel olmadığı gibi her an her yerde izleniyor musunuz, verileriniz başkalarının eline geçmiş olabilir mi ve verilerinizi ücretsiz uygulamalar tarafından alınan izniniz ile nerelerde kullanıyorlar haliyle bilmemekteyiz. Genelde toplanan veriler bize pazarlama ve reklam amaçlı değerlendirilse de kötü niyetli kişilerin eline geçmeyeceğini bilemeyiz. Bu gün telefonumuzun yanında bir tanıdığımız ile bir konudan bahsettikten sonra o konu ile ilgili reklamların bize uygulamalar aracılığı ile gösterilmesi bizde bizi dinliyorlar mı düşüncesini oluşturmaktadır. Örneğin telefonunuzdan istenen konum size daha basit teslimat yapabilmek için istense de bir başka niyetle kullanılmayacağını bilemeyiz. Telefonunuzdan ekran görüntüsü alınıyor mu, geceleri siz uyurken telefonunuza bir saldırı oluyor mu en kötüsü kişisel görüntülerinizi bir başkaları görüyor mu eminim ki kimse bilmiyordur.

Sayın okurlar, biliyorsunuz ki eğitimde lider bir ülke olarak anılan Finlandiya Cumhuriyeti’nin 1980 yıllarının ortalarından itibaren elektronik fatura sistemini kullandığı hatta Türki devletlerden Azerbaycan ve Kırgızistan Cumhuriyetlerinin hali hazırda bu sistemi Türkiye’den daha önce kullanmaya başladığını ve %70 oranda zamandan %80 oranda çevreden tasarruf ettiklerini biliyorduk. Türkiye’de de işletmelerin elektronik faturaya geçmesiyle birlikte sahte mail yoluyla birçok işletme zor durumda kalmış bilgisayarlarına almış oldukları saldırılar neticesinde yıllarca emek ederek çalışıp oluşturdukları verileri zarar görmüştür. Bu problemler yüzünden birçok işletme ön muhasebe programını çevrimiçi çalışanlardan tercih etmektedir. Nedeni ise hiçbir yükümlülüğün altına girmemeleri, veri kaybının olmaması, basit olası, her yerden kullanılması ve ek maliyetlerin asla olmaması. Bu sistemle birlikte geçilmiş olan e-Tebligat sistemi çok önemli olup telefonunuza veya mailinize gelen bildirimlerin de sahte olabileceği ve dalgınlıkla açtığınız yerin çok kötü niyetli olmayacağını da bilemeyiz.

Kıymetli okurlar, telefon, bilgisayar ve maillerinizde gerekli güvenlik önlemini almazsanız bu gün olmazsa yarın olmazsa bir gün mutlaka zarar gören taraf olabilirsiniz. Bu durumda size birkaç önerim olacak ;

  • Bilgisayarınız için Trend Micro İnternet Security adında ve Sosyal Medya, E-Posta, Bilgisayar, Dosya-Klasör, web tarayıcı, gizlilik, dolandırıcılık ve çocuk kullanıcısı gibi bilgisayarınızdaki tüm her şeyi denetleyen birebir test ettiğim güvenlik yazılımı olan bu yazılımı cüzi miktara alıp kullanabilirsiniz. Özellikle elektronik ticaret ile uğraşan ve mail trafiği çok olan işletmeler mutlaka değerlendirmelidir. İyi sonuçlar vermektedir. (Windows 10)
  • Android telefonlarınız için modeli Samsung olan ve Samsung One UI Core 2.1 yazılım ara yüzünü kullananlar firmanın kendi yazılımı içerisine entegre etmiş olduğu ücretsiz Mcafe yazılımını Ayarlar->Cihaz Bakımı->Güvenlik sekmesinden ulaşarak telefonu tara diyerek kullanabilirler. Diğer android kullanıcıları Play Store’de bulunan ve uygulama, vpn, gizlilik, güvenlik, alışveriş koruması gibi birçok özelliği olan Comodo Mobile Security yazılımını ücretsiz indirip kullanabilirler. Test ettiğim ve iyi sonuçlar aldığım uygulamadır. (Android 10)
  • İos telefonlarınız için yine AppStore’de bulunan ve uygulama, vpn, gizlilik, güvenlik, alışveriş koruması gibi birçok özelliği olan Comodo Mobile Security yazılımını ücretsiz indirip kullanabilirler. Güvenlik konusunda ciddi önlemler alan ve hatta diktatör diyebileceğimiz bir firmanın yazılımı için görüş bildirmek biraz da abes olacaktır. (İos 12)

Teşekkürler

Sağlıkla ve Güvende Kalın

Osman Ali KACAR

Bu yazı size çalışkan öğrenciler !

Bilgisayar özellikleriniz aşağıdaki gibi düşük ise bu yazıyı iyi okuyun çalışkan öğrenciler !

Ülkemizde döviz kurunun artışı ile birlikte ham madde ve ara mallarının değeri bir hayli arttı. Günümüzdeki rakamlara 1 sene önceye kadar i3-i5 reyzen3-reyzen5 bilgisayarlar alabiliyorken intel olacakları tahmin etmişki yeni nesil inside celeron ve pentium işlemcilerini piyasaya sürdü. Şimdi ise i3-i5 reyzen3-reyzen5 bilgisayarların yerine yeni nesil celeron ve pentium işlemciler ikame ürünü olarak tercih ediliyor. En düşük özelliğe sahip celeron işlemcili bir bilgisayar 3000TL civarında. Pandemi sonrası ülkemizde yeni dünya düzeni olarak kastettiğimiz dijital hayatla birlikte eba sistemi ve dijital kanallar üzerinden eğitim sistemleri devreye girdi. Bunların hazırlığının önceden yapıldığını düşünerek bu sistemlerle birlikte tüm öğrenciler evlerinden eğitim görmeye uzaktan öğrenmeye başladı. Ne yazık ki her ailenin gücü yetmese de en azından verilmesi gereken rakam yukarıda bahsettiğim 3000TL rakam ki asgari ücret 2350TL iken. Bunun kirası var diğer giderler vb.. Her zaman söylemişimdir internet ücretsiz olsun ve her öğrenciye kısıtlaması olmayan bir tablet dağıtılsın diye. Bu arada google reklam veren firmaların ücretleri gitmesin diye google üzerinden arama yaparken reklam olana değil alttaki linklere tıklayınız lütfen yerli firmalarımız zor durumda. Neyse konumuza dönersek kimi şebeke çekmiyor diye dağ başında sisteme girmeye çalışırken kimi de panik içinde ne yapacağını düşünmekte. Her aile bu döviz kuru ile en az 3000TL’yi garantili bir bilgisayara vermek zorunda. Bu fiyatlar ikinci el piyasasını epey arttırmış durumda. Para etmeyen ürünler değerlendiği için haliyle ikinci el bilgisayar bulmakta zorlaştı. Bu durumda anne ve babanıza anlayış gösterin lütfen çocuklar. Sıfır bilgisayarın özelliklerinden bahsedersek ;

N4000 Celeron İşlemci
4 GB Ram Bellek
500 GB Harddisk
UHD Graphics 600 Ekran Kartı
14″ Ekran Boyutu

Ve bu bilgisayarlar bu teknoloji hızı ile maalesef 2 yıl sonra değiştirilmek zorunda. Hele bir de oyun girecekse işin içine değişim şart olacak. Devam edecek olursak sistemin öğrencileri alıştıramadığı bu sisteme öğretmenler birden kameranın karşısında buldu kendini. Öğrencilerin yüzüne bakmaya alışkın değerli öğretmenlerimiz şimdi kamera bakarak ders anlatmaya çalışmakta heyecanda bir yandan bazen davranışlarında değişiklik gözlemlenmektedir ama geçicidir. Paylaşım çağında dijital eğitimle birlikte herkes kendine bir uzmanlık alanı bulup kendisini diğer özel sistemler üzerinden sertifika sahibi de yapabilir. Geriye dönersek çalışan anne ve babanın çocuklarını bu sistemler yüzünden takip etmesi gerektiği için bu ekonomik darda birisinin işini terk etmesi ile sonuçlanıyor. Sistem tam olarak oturmadığı ve eğitimi bu yeni düzene tam adapte edip öğrencileri de bu sisteme göre güdüleme tam olarak yapılamadığı için problemler ile sık sık karşılaşacağımız anlamına geliyor. Ama geçecek. Türk genci durulmaz, yorulmaz…

Gelelim yazımızın amacına. Eğer düşük özellikli bir bilgisayarınız varsa ve Windows10 çalıştırmak zorunda kalıyorsanız aşağıdaki adımları uygulayarak, gereksiz yazılımları devre dışı bırakıp bilgisayarınızı %50 seviyesinde hızlandırabilirsiniz.

1-) Bilgisayarınızdan PowerShell komut uygulamasını admin olarak çalıştırın.
2-) iex ((New-Object System.Net.WebClient).DownloadString(‘https://git.io/debloat’))
3-) 2. maddedeki kodu kopyalayıp yapıştırın ve enter tuşuna basın
4-) Biraz bekledikten sonra bir yazılım ekranı gelecek (Windows10Debloader)
5-) Customize Blacklist tuşuna basarak açılan ekrandan kaldırılmasını istediğiniz uygulamaları işaretleyin. Unutmayın elzem olmayan işinize yaramayacak şeyleri seçin xbox gibi mesela. Bilmediklerinizi işaretlemeyiniz. Seçtikten sonra x tuşundan kapatın.
6-) Remowe Bloatware With Customized Blacklist tuşuna basın ve işlemin bitmesini bekleyin. İşlem bitince Remove All Bloatware tuşuna basınız ve işlemin bitmesini bekleyin. Bittikten sonra sırasıyla basacağınız tuşlar ;

-Disable Cortana -> Ülkemizde Kullanılmıyor Gerek Yok
-Stop Edge PDF Takeover -> Genelde Chrome kullanıyoruz buna da gerek yok
-Unistall OneDrive -> Genelde kullanılmıyor karar sizin.
-Unpin Tiles From Start Menu -> Başlat menüsünden gereksiz ve seçtiğiniz tüm uygulamaları kaldıracak.
-Telemetriyi / Görevleri Devre Dışı Bırak
-En son olarak Remove Bloatware Regkeys tuşuna basarak işlemin bitmesini bekleyiniz.

Devamında genelde her zaman Karanlık Modu ve 3.5 .NET’i Kur’u etkinleştiririm, ancak bu tamamen benim kişisel tercihimdir.

İşlemler bittikten sonra açılan uygulamaları kapatıp bilgisayarınızı yeniden başlatınız. Başladıktan sonra masaüstündeki bu bilgisayar simgesine sağ tıklayın -> Özellikler -> Gelişmiş Sistem Ayarları -> Performans/Ayarlar -> En iyi performans için ayarla deyip seçim kutularından ;

-Masaüstündeki simge etiketlerinde bırakma gölgesi kullan
-Pencerelerin altında gölge göster
-Menü öğeleri seçildikten sonra gölgelensin
-Ekran yazı tipi kenarlarını düzelt

seçeneklerini işaretleyip kapatınız. Başlangıç uygulamalarını kaldırınız, Windows klasöründeki temp ve prefect klasörlerinin içini boşaltınız ve bilgisayarınızı yeniden başlatınız. Bilgisayarınız bundan sonra %50 olarak daha iyi çalışacaktır. Zoom, eba gibi sistemleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bunlar işe yaramazsa bir teknik servis uzmanından yardım isteyip gerekli masrafı karşılayıp güncelleme yapabilirsiniz.

Umarım birazda olsa siz öğrencilere faydam dokunmuştur.
İyi dersler çocuklar.
Osman Ali KACAR

Hasret

Yürüyüşüne o kadar yakışırdı ki yollar
Yüzüne yüzüne vurur o deli rüzgar
Saçların dağılır çıkmasın tokan tutar
Seni izledikçe kalbim çıkarcasına atar
*
Yazdığım şiirlere bir o kadar yakışırdı ki adın
Mısralarca yazmaktan asla bıkmadan
Yaz, kış, bahar geçmez seni haykırmadan
Adına hasret olmuş geçen zaman

Osman Ali KACAR

Bir bedeli vardır

Afyonu patlamamış sabahların
Boşa geçen zamanların
Alınan tüm ahların
Hüzünlü ayrılıkların
Dalgın dalgın bakışların
Fonda çalan şarkıların
Seçilmiş tüm insanların
Okunmamış kitapların
Alınmamış eşyaların
Gerçek olan tüm dostların
Dost görünümlü yalancıların
Çekilmemiş tüm acıların
Bir bedeli vardır bu hayatın

Osman Ali KACAR

Yüksel Ey Milletim

Yüksel Ey Türkoğlu
Yüksel Ağrı dağı zirvelerine
Yüksel ki eğilsin önünde dağlar
Yüksel göklere, yıldızlara
Yüksel diz çöksün bulutlar
Yüksel şanlı ordunla korksun düşman
Yüksel ve vur kahpenin pususunu
Yüksel Yüksek Türk
Yüksel Yüksek Ata’nın izinde
Yüksel Ey Türk Gençliği
Yüksel ve ilerle uzayın boşluklarına
Yüksel ve bak ne var oradan dünyaya
Yüksel 12bin yıllık tarihinle
Yüksel Ey milletim hilal ve yıldızın gölgesinde
Yüksel Demokrasi ve Cumhuriyet aşkına
Yüksel Ey Türk, De deki Doğruyum Çalışkanım
Yüksel ki başlarını kaldırsınlar görmek için
Yüksel ki dalgalansın şanlı ayyıldız
Yüksel sen yükseklere layıksın
Yüksel ki desinler Yüksek TÜRK
Yüksel Ey ülkem Ata’nın izinde

Osman Ali KACAR

Açıkta Kalmış Düşünceler

Kalp boşluğumdan sızdılar
Merhametimden faydalandılar
Fısıldayanlar, fısıldadılar
Şeytanlarım başucumda vızıldar
**
Hissettiğim ne varsa güzel
Aldılar bir bir gözeneklerimden
Ekmek bandılar acı çorbamın suyuna
Dilim sivridir benim haksızlığa
Güzel şeyler dilemişimdir canana
**
Sevdamı benzetmişimdir hep vatana
Gömsen beni şu kara toprağa
Ağaç olur çıkarım sana
Bir nefeste çekersen hava
Derman olurum sana
Laf soktular oturduğum sofraya
**
Sevmeyi düşünürdüm hem gelişmeyi
Kopardılar sevginin tüm etlerini
Anlamadan anlaşılmadan doldurduk kağıtları
Devirdiler saksıyı çağla kurusu bıyıklar
**
Yol ayrımından geçtim tüm engellerin
Yaşanacak acıları bile isteye
Ne desem olmayacak bu bahar
Silemeyecekler dilden geleni
Ayrı gayrı kaldık bak canan
Günler, haftalar, aylar hatta yıllar
Devirdiler saksıyı çağla kurusu bıyıklar
**
Açıkta kalmış düşüncelerimizle örttük hislerimizi
Hangimiz feda etmedi birkaç güzel gün için o dünleri

Osman Ali KACAR

Beyaz Sayfa

Yine yeni bir beyaz sayfa
Yazarak ilerler kalem satırlara
Günü gününe tüketir kendini mısralara
Tarih atarım sağ köşesine hikayenin
Başlığı günün özetindendir yaşananlarla
Paragraf yaparım her saati her dakikaya
Kapağı kara içi beyazdır benim hikayelerimin
Anlatacak şey çok ama anlatılamayanlar var
Uzun uzuna söyler dilim parmaklarım özetler
Kırgınlıklar var özlem var daha neler var

Osman Ali KACAR

Dijital Çağ

Boşuna misyon haline getirmemiştik ve söyledik geleceği dijital liderler şekillendirecek, geleceği şekillendiriyoruz diye. Projelerimiz ve proje isimlerimiz herkese örnek oldu hatta websitesi+proje yaparlarken örnek hareketlerimizle projeler yapmalarını sağladık. Dijital çağa adım attığımız bu günlerde altın çağını yaşayacak biz ve bizler gibi bu işlerin sıkıntısını çok çekmiş bilhassa üstesinden gelememiş şirketler ve girişimciler sanırım artık geleceği okumanın faydalarını görecek ve meyvelerini toplayacak. 2000’lerin başından itibaren kullanılan sistemin önemi Türkiye ölçeğinde yeni yeni anlaşıldığını görülüyor. Ona göre bu dönemde kullanıcılar işin sürekliliğini sağlamak açısından bu teknolojinin önemini anladı. #SaaS #onlinelearning #onlineclasses #onlinemoney #onlinegaming #onlinejob #onlinepoker #onlineservice #onlinesınav #onlineschool #onlinestudy #koronagünlükleri #korona #dijitalçağ #evdekal #evdekalTR

Bir Şubat

Bir şubat karında gel
böylesi daha güzel
sana olan hislerim özel
xx
Bir şubat karında gel
böylesi çok daha güzel
sana olan hislerim özel

gökkuşağımın 7 ayrı rengisin sen

çölde kışım
kışta güneşim
dilde sözüm
gözde yaşım
düşümde özlem
kalbimde sevgimsin sen
xx
çölde kışım
kışta güneşim
dilde sözüm
gözde yaşım
düşümde özlem
kalbimde sevgimsin sen
xx
Bir şubat karında gel
böylesi çok daha güzel
sana olan hislerim özel
gökkuşağımın 7 ayrı rengisin sen

Osman Ali KACAR

Yalan Dünya

Kancasına takılmışız dostum dünyanın
Kavanozun dibindeyiz, her yer düşman
Elim kolum bağlı gerekli biraz zaman
Akşam olduğu zaman basıyor karabasan
Sen şimdilik yeni günlere umutla uyan
Geçecek derler de sende geçmez inan
En yakındadır olmaz senin derdine derman
Neler neler geçti o suların altından
Zaman, saklı saman dikkat aman aman
Kendini sakın sinsi ruh hastalarından
Geçecek derler de düşmeni beklerler inan
Koru kendini dostum dünya koca bir yalan
Amcan, dayın, anan, baban, ablan gerekirse halan
Varsa yoksa kendi ailen en sağlam olan
İnsanın insana selamı kalmamış dayan
Ruhun daraldığında çık al bir nefes o zaman
Geçecek derler de hayat bildiğini okur inan

Osman Ali KACAR

Ata’ya Mektup | 23 Nisan 2020

Ey büyük Atatürk,

İnsanların kendini kaybetmeye başladığı, ülkemizin zor durumda olduğu ve yaşamış olduğumuz dünyanın iyi taraflarının yok olmaya yüz tuttuğu bir zaman diliminde eve kapanmış birilerinin tedavi bulmasını ve virüsün geçmesini beklediğimiz bir günde yazdık bu mektubu. Bu topraklarda doğmuş vatanını seven bir evlat olarak her zaman doğruyu yapmayı ve söylemeyi görev edindik. Ülkemiz, bayrağımız, dilimiz ve milletimiz için daima ileriyi hedefledik. Şu ana kadar bize biz gibi görünse de yanlışın yanında durmamaya, haklı iken sonuna kadar konuşmaya gayret gösterdik. Örnek aldığımız büyüklerimiz bize güçlünün yanında durmayı değil tek başımıza bir güç olmayı öğretti. Sorguladık !  Bu yüzden;

Çağdaş Türkler ‘in geleceğini düşünerek çalıştık ve üretmeye devam edeceğiz. Ülkemizin mesleği gibi görünen tarımın durduğu bu dönemde gerekli faaliyetler geliştirip üretimi uyandırma politikaları uygulamak için elimizden geleni yapacağız. Yerli tohumumuzu yükselterek, insan sağlığını etkileyen GDO içerikli gıdanın tüketilmesinin önüne geçeceğiz. Bile isteye insan sağlığını bozacak hileli gıda yapan/yetiştiren, tohum geni ile oynayan, insan sağlığını bozan tarım ilaçları kullanan ve sahte gıda/tohumu ithal eden herkes ile mücadele edeceğiz. İnsan aklının yitirilmesine, yaşamını yok etmesine sebep olan uyuşturucu maddeleri bulunduran, yetiştiren veya satan kişileri devletimizin kolluk kuvvetlerine bildirmekten zevk duyacağız. Havada, karada, denizde ve her yerde/her koşulda cumhuriyetimizin kolluk kuvvetlerinin yanında duracağız. Gerekirse postallarımızı tekrar giyeceğiz.

Virüs salgının olduğu bu yılda sağlık görevlilerine son derece nezaketli davranarak sonuna kadar destek olacağız. Cumhuriyetimizin doktorları, hemşireleri, bakıcısından tüm görevlilerine minnetimizle esnafın ödemelerini, kredilerini ve borçları için elinden gelen kolaylığı sağlamaya çalışan banka personellerine saygı ile, sağlığını riske atıp görevine devam eden devlet memurlarına teşekkür ederek soframıza ekmeğimizi üreten fırıncılara, marketçilere ve onca riske girip olay yerlerine koşan haber spikerlerine saygı ve teşekkürü bir borç bileceğiz. Yardıma muhtaç insanlara yardım eden iş adamlarına ve sanatçılara minnetle saygı duyacağız.

Teröre destek verenlerle her yerde her koşulda mücadele edeceğiz. Göz göre göre vatanımıza, namusumuza, çocuklarımıza ve canlarına göz dikmiş sırtlanlara adeta bir aslan nidasında olacağız. Kötü niyetle ülkemize bile isteye zarar verenlere ve vermek isteyenlere, halkın iradesini yok sayıp yönetimi yok etmek isteyenlere geçit vermeyeceğiz. Çocuk tacizcilerine, tecavüzcülere, kadın katillerine nefes aldırmayacağız. Hayvanlara eziyet edenlere, işkence edenlere ve onların dünyasında işgalci olduğumuz halde hayatlarını umarsızca alanlara karşı haklarını sonuna kadar savunacağız.

Yolsuzluk yapanlara, devlet malını/kurumunu tahrip edenlere adeta duvar olacağız. Onları bilmeden destekleyenlere uyandırma sistemi uygulayıp desteklerini çekmelerini sağlayacağız. İnsanları dolandıran, bilerek kuralları ve kanunları ihlal eden, çocukların psikolojilerini bozacak argo konuşup ve yayın yapan kişilere/kuruluşlara engel olacağız. Çocuklarımızı ve zihinlerini ele geçirmek isteyen örümcek beyinli kişilere asla geçit vermeyeceğiz ve bununla ilgili teknolojik kontrolü asla göz ardı etmeyeceğiz. İnsan kaçıran, kaçakçılığını yapanlara ve zorla alıkoyanlar ile gerekli mücadelenin sözünü şimdiden veriyoruz. Doğayı kirletenleri, yakanları, yok etmeye teşebbüs edenleri belirleyip cezalandırılmaları için elimizden geleni yapacağımıza da kimse şüphe ile bakamayacak. Türk kültürüne uygun olmayan, kültürümüzü bozacak ve insan düşüncesini kötü yönde etkileyecek yayınların, eylemlerin, ilişkilerin ve buna meyil ettirecek hareketlerin engellenmesi için ciddi şekilde çalışacağız.

Türk Keneşi ve birliği için çalışmalar yürütecek, senin fikir ve ışığında önergeler verecek ayrıca bu birliğin büyümesi/gelişmesi için elimizden geleni yapacağız. Dede Korkut, Oğuz Kağan, Metehan, Alparslan gibi atalarımız sürekli örnek alınacak ve onların yapmış olduklarını sürekli okuyacağız ve aktaracağız. Tam, sağlam ve bağımsız bir tüzük yazıp bunu sürekli geliştirerek dilde, fikirde, savunmada birlik ile vatanımızı güncellenmiş ve güçlendirilmiş tutacağız. Birliğin bayrağını, kimliğini, pasaportunu, dilini(lehçeler dahil) ve tamgaları oluşturacağız aynı anda sürekli geliştireceğiz. Marşlar söyleyeceğiz ve milli bayramlarımızı yaygınlaştıracağız. Marşın bestelenmesi için birliğe bağlı ülkelerden sanatçıların fikrini alacağız. Birliğin tek devlet haline dönüşmesi için tüm gücümüzle çalışacağız. Öksüz ve yetim kalan, her durumda zulme uğrayan Türkmen ve Uygur kardeşlerimize elimizden gelen çaba ile destek olacağız, büyük güç olduğumuzda ilk önce kardeşlerimizi kurtaracağız.

Asya’dan Anadolu’ya Türk soyuna zarar vermiş, zarar vermek istemiş ve zarar vermek isteyen ya da onlara destek veren kimsenin yanında durmadık, durmayacağız. Arap’ın, İngiliz’in, Rus’un, Fars’ın dilini, dilimize girmiş kelimelerini ve kültürünü milletimizin üzerinden çekmek için olağan gayreti göstereceğiz. Hiçbir siyasi partinin savunuculuğunu yapmıyoruz, savunduğumuz parti milletin gözünde tarih olmuş bizim de kalbimize gömülmüştür. Doğruya doğru eğriye eğri demekten sakınmıyoruz, sakınmayacağız. Milletimizi korku bulutları sardığında bile biz bildiğimizden ve onu söylemekten asla sakınmayacağız.

Cumhuriyet ağacının gölgesinde, tarım kooperatifleri, yerli bankalar, teknolojik tesisler, akıllı şehirler, okullar, hastaneler, fabrikalar ve birçok kurum ve kuruluş kurup ülkemizin kalkınması için sürekli çalışacağız. Teknolojinin son derece yükseldiği şimdiki zamanda damarlarına kadar inip en iyi teknoloji ile savunma sanayiden, sağlık sanayine sistemler geliştireceğiz. Yer ve gök arasında çalışıp göklerin üstüne çıkacağız.

Önemli değerlerimiz olan ve uğrunda hayatını feda ettiğin andımızın, nutkun, gençliğe hitabenin, istiklal marşının ışığında Türk Ordusu ile birlikte Tanrı dağlarından, Atina’ya kadar biz varız ve hep biz olacağız.

Ey Büyük Atatürk, merak etme. Sana hakaret edenlerle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Türk gençliği olarak milletimizi o çok arzu ettiğin muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için canla başla okuyacağız, okutacağız, çalışacağız yılmadan, yıkılmadan, bilimle yükseleceğiz. Söz veriyoruz.

Kaygılanma atam. Tarih yine tekerrür ediyor.

Bu gün bizim için 11 Kasım 1938’dir.

Yaşasın Vatan, Yaşasın Türk Milleti.

Osman Ali KACAR

 

ANONİM ŞİRKET

Anonim şirket bir sermaye şirketidir. Her türlü sektörde ileriye dönük büyük hedefleriyle kurulan ve ekonomik faaliyetler de bulunan, çoğunluk esasına uygun olarak yönetilebilen, hisse senedi, tahvil gibi menkul kıymetleri çıkarabilen şirket türüdür. Belli bir unvanı, esas sermayesi bulunan bu sermayenin paylara bölündüğü, ayrıca sadece borçlarından dolayı mal varlığı ile ortak olanların sorumluluğunun bulunduğu, ortaklar tarafından taahhüt etmiş oldukları sermaye payı ile sınırlandırılmış olan şirket yapısıdır.

Anonim şirket yasal olarak yükümlülükler taşıyan ve bu taşıdıkları sorumlulukları yerine getirmenin bazı prosedürleri de bulunmaktadır. Örneğin genel kurul en az yılda bir kez düzenlenmesi gerekmektedir. Anonim şirket hesap devresi sonundan itibaren üç ay içinde düzenlenmesi gerekmektedir. Genel kurul tüm ortakların bir araya gelerek karar aldıkları ve bu kararların kesin olduğu en önemli karar verme organıdır. Olağan genel kurul düzenlendiği gibi olağanüstü genel kurul da gerekli görülen durumlarda toplanmaktadır.

Genel Kurulun Yetki Alanları

  • Şirket ana sözleşmesinde gerekli görülen değişikliği yapılması
  • Şirketin gerekli görülen durumlarda feshine karar verilmesi
  • Şirket yönetim organlarının seçimi, değişikliği ve organların iptal edilmesi
  • Hisse senedi ve tahvil gibi menkul kıymetlerin ihracına karar verilmesi
  • Yönetim kurulu üyelerinin faaliyetlerinin denetlenmesi
  • Bilanço, kar ve zarar hesaplarının kontrolü ve onaylanması için ortaklara sunumu
  • Gerekli görülen durumlarda alınan tasfiye kararı için tasfiye memurlarının seçimi veya değiştirilmesi
  • Şirketin genel olarak denetiminin yapılması

Anonim Şirketlerin Ortak Sayılarına ve Özelliklerine Göre Çeşitleri

  • Holdingler
  • Halka açık anonim şirketler
  • Aile anonim şirketleri
  • Çok uluslu (Global) anonim şirketler
  • Özel yasalarla kurulan anonim şirketler

Anonim Şirket yapısı gereği bazı yönetim organlarını organize etmesi gerekmektedir.

  • Genel kurul
  • Yönetim kurulu
  • Genel müdür ve birim müdürleri
  • Denetçiler

Anonim şirketler diğer şirketler gibi finansal verilerini ve şirkete ait verileri kayda almak için bazı defterler tutmak ile yükümlüdürler. Yükümlü oldukları defterler hususunda sorumlulukları bulunmakta ve yasalar ile denetlenmektedir.

Anonim Şirketlerin Tutmak ile Yükümlü Oldukları Defterler

  1. Yevmiye defteri
  2. Büyük defter
  3. Envanter ve bilanço defteri
  4. Genel kurul karar defteri
  5. Yönetim Kurulu karar defteri
  6. Pay sahipleri defteri
  7. Pay defteri
  8. Tahvil defteri

Kimler Anonim Şirket Kurabilir?

Önceden çok ortaklı kurulması gereken anonim şirketler artık gerçek ya da tüzel kişiler tarafından da kurabilir. Anonim şirketlerde minimum sermayenin 50.000 TL olması gerekir. Anonim şirketlerde pay sahipleri 250’yi geçerse SPK yönetmeliğine (Sermaye Piyasası Kurulu Yönetmeliği) tabi olurlar.

Çok özet biçimde tanımlamak gerekirse, anonim şirket; sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız mal varlığı ile sorumlu bulunan şirkettir.

Amaçları nelerdir: Anonim şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilir.

Ortaklık yapısı: Tek ortaklı anonim şirket kurulabilir. Ortakların şirket alacaklılarına karşı olan sorumlulukları koydukları sermaye ile sınırlıdır.

Sermaye yapısı: Sermaye en az 50.000.- TL olmalıdır. Sermayenin artırılmasında yönetim kuruluna tanınmış yetki tavanını gösteren kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi yüz bin Türk Lirasından (100.000 TL) aşağı olamaz.

Nakden taahhüt edilen payların itibari değerinin en az 1⁄4’ünün tescilden önce, kalan kısmının ise şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenmesi gerekmektedir.

Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devir olunabilen, fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dahil, mal varlığı unsurları aynı sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. Anonim şirketler hisselerini halka arz edebilirler.

Yönetim: Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla
kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa aynı kişi yeniden seçilebilir.

Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir.

KURULUŞU VE ESAS SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIK İZNİNE TABİ ANONİM ŞİRKETLER ŞUNLARDIR:

  • Bankalar
  • Finansal kiralama şirketleri
  • Faktoring şirketleri
  • Tüketici finansmanı ve kart hizmetleri şirketleri
  • Varlık yönetim şirketleri
  • Sigorta şirketleri
  • Anonim şirket şeklinde kurulan holdingler
  • Döviz bürosu işleten şirketler
  • Umumi mağazacılıkla uğraşan şirketler
  • Tarım ürünleri lisanslı depoculuk şirketleri
  • Ürün ihtisas borsası şirketleri
  • Bağımsız denetim şirketleri
  • Gözetim şirketleri
  • Teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketleri
  • Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketler (Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık anonim şirketlerin kayıtlı sermaye tavanı içinde yapacakları sermaye artışlarında Bakanlık izni aranmamaktadır.)
  • Serbest bölge kurucusu ve işleticisi şirketler

ANONİM ŞİRKETLERDE UNVAN ESASLARI

  • Ticaret unvanlarında yer alacak ibareler; tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte ve gerçeğe aykırı olamaz.
  • Ticaret unvanında yer alan ibareler; kamu düzenine, ulusal çıkarlara ve ahlaka aykırı olamaz, kültürel ve tarihi değerleri zedeleyecek şekilde belirlenemez.
  • Bir ticaret unvanına “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Milli” kelimeleri yalın, sade ve eksiz olarak; Bakanlar Kurulu kararıyla konulabilir.
  • Anonim ve limited şirketlerin ticaret unvanında işletme konularından en az birinin yer alması zorunludur. İşletme konusunu gösteren ibarelerde kısaltma yapılamaz.
  • Başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olacak şekilde kurulacak anonim şirketlerin unvanında “holding” ibaresine yer verilmesi zorunludur.
  • Ticaret unvanında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabilir, ülke adlarının unvanda kullanılabilmesi için ise o ülkenin yetkili makamlarından izin alınması gerekir.
  • Kamu kurum ve kuruluşları ile ulusal ve uluslararası diğer kuruluşların adları ya da bunları tanımlayan kısaltılmış adları ticaret unvanlarında ek olarak kullanılamaz.
  • Ticaret sicilinden silinen bir ticaret unvanı, unvanın silinmesine ilişkin ilanın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe başka bir tacir adına yeniden tescil edilemez.

LİMİTED ŞİRKET İLE ANONİM ŞİRKET ARASINDAKİ FARKLAR

  • Limited şirketlerde pay devri anonim şirketlere göre güçtür.
  • Limited şirketler sermaye payı karşılığı hisse senedi çıkaramazlar.
  • Limited şirketlerde ortak sayısı 50 ile sınırlandırıldığından ve hisse senedi çıkaramadıklarından halka açılamazlar.
  • Limited şirketler uzun vadeli borçlanmak amacıyla tahvil çıkaramazlar.
  • Limited şirketlerin ortakları kamu borçlarından sermayeleri oranında sorumludurlar. Anonim şirketlerde kamu borçlarından ortaklar değil yönetim kurulu üyeleri sorumludurlar.
  • Limited şirketlerde asgari sermaye 10.000 TL; Anonim şirketlerde 50.000 TL’dir.
  • Limited şirketler bankacılık ve sigortacılık alanlarında faaliyet gösteremezler.

VERGİSEL DURUM

  • Anonim Şirketler Kurumlar Vergisi mükellefidirler.
  • Tüm beyannameler elektronik ortamda verilmektedir.
  • Kurumlar Vergisi oranı vergi matrahının % 20’sidir.
  • Çalışanlar, gerçek kişilerden kiraladıkları işyerleri, aldıkları serbest meslek hizmetleri için muhtasar beyanname verip, gelir vergisi stopajı öderler.
  • Muhtasar beyanname aylık verilebileceği gibi; çalışan sayısı 10 kişinin altında ise üç ayda bir de verilebilir.
  • Her ay Katma Değer Vergisi beyannamesi verirler.
  • 3 ayda bir Kurum Geçici Vergisi beyannamesi verirler.
  • Her ay damga vergisi beyannamesi verirler.
  • Anonim şirketler kar payı dağıttıklarında; dağıttıkları kar payı üzerinden %15 oranında Gelir Vergisi stopajı yapmaktadırlar.
  • Anonim şirketler verdikleri beyannamelerde maktu damga vergisi ödemekle yükümlüdürler.

ANONİM ŞİRKETTE VERGİ VE ÖDEMELER    

Bildirim Türü Bildirim Tarihi Ödeme Tarihi Damga Vergisi
KDV Takip eden ayın 24’ü Takip eden ayın 26’sı 33,90 TL
MUHTASAR Takip eden ayın 23’ü Takip eden ayın 26’sı 33,90 TL
DAMGA VERGİSİ Takip eden ayın 23’ü Takip eden ayın 26’sı
SGK PRİMİ/SGDP Takip eden ayın 23’ü Takip eden ayın son günü 25,30 TL
KURUM GEÇİCİ VERGİ Mayıs, Ağustos, Ekim, Şubat aylarının 14’ü Mayıs, Ağustos, Ekim, Şubat aylarının 17’si 53,00 TL
KURUMLAR VERGİSİ Takip eden yılın 25 Nisan’ı Takip eden yılın 30 Nisan’ı 68,60 TL
GELİR VERGİSİ Takip eden yılın 25 Mart’ı Takip eden yılın 31 Mart’ı ve 31 Temmuz’u 51,40 TL
Ba-Bs FORMLARI Takip eden ayın son günü Ödeme yok

 

LİMİTED ŞİRKET (Devam Edecek)

ŞAHIS ŞİRKETİ (Devam Edecek)

 

Saygılarımla

Osman Ali KACAR

Vicdan

Kurumuş gönüller arasında

Açan çiçek gibidir vicdan

Değersiz çorak toprakların müptelası

Kökledikçe kök salar çatladıkça toprak

Bu ne inattır, kimedir bu isyan

Kuruyacağını bile bile nedendir hiçe sayılır can

Açacak toprak mı kalmadı

Cahile diyecek söz mü kalmadı

Dili yoktur vicdanın

Osman Ali KACAR

Pratik Bankacılık

Türkiye Ekonomi Bankası Pratik Bankacılığı ;

Bu gün tesadüfen karşılaşıp merakla içini süzmüş olduğum, sanki ömründe hiç makina görmemiş birisi gibi davranıp ve kişilik olarakta meraklı olmamdan kaynaklı kendi hislerime yenik düşdüğüm bir olay yaşadım.

Yaklaşık öğle saatlerinde, aradan önce yetişebilmek adına müşterimle beraber gitmiş olduğum Teb Bankasından içeriye girdim. Sol tarafımızda güvenlik görevlisi ve bir danışman oturuyordu. Müşterim usulca yaklaşarak görevliye “Efendim. Kredi kartımın şifresini bloke ettim. Acil para çekmem ve ödeme yapmam gerekiyor. Bunun için ne yapmalıyım.” diye sordu. Ben bu arada numaratörden sıra almak için yöneldiğimde müşterimi buyrun deyip bir odaya kapattıklarını gördüm. İçimden merakla “Noluyoruz!” dedim. Lakin biraz ilerleyip içeriye doğru baktığımda ne göreyim;

Ortada 1 adet döner ultra luks tabure,

Taburenin hemen önünde dokunmatik bir bilgilendirici ve yönlendirici ekran,

Ekranın hemen üzerinde kimliğinizi okuyacak kamera,

Kameranın hemen yanına döküman tarayıcı,

Döküman tarayıcının hemen altında 1 adet joyistik.

Hemen karşınıza baktığınızda 17″ büyüklüğünde ekran ve ekranın içerisinde birebir sizi gören canlı canlı müşteri temsilcisi. Chat odası gibi 🙂

Hemen sağa geçtiğinizde para yatırmak için para girişi onun hemen solunda para çekmek için para çıkışı onun hemen üzerinde karşı tarada anlık evrak göndermek için A4 büyüklüğünde döküman girişi, kart okuyucu vb saymakla bitmeyen özellikleri… Şer….m benim aklıma gelmişti. 🙂

Teb1Teb2

Geçen sene nisan aylarında Teb ve Fujitsu Siemens’in güçlerini birleştirip yüzde yüz Türk mühendislerin geliştirmiş olduğu bu sistem (Sanal Vezne Makinesi VTM) bankacılık sistemine ışık tutar cinsten. Çok yaygın olmasa da verimliliği artırmak için ülkemizin böyle teknolojileri kendisinin üretmesine ihtiyaç varken Teb Bankası’nda böyle bir şeyi görüp bir de tamamen yerli olduğunu öğrenince yazmadan edemedim.

Her ne kadar bu bankayı kullanmasam da girişimlere destek verdiğini biliyor ve bu tarz teknolojiler beni bu bankayı kullanmaya itiyor. Biz seyyahlar gördüğünü yazan ve okuyan insanlarız. Bir seyyah olarak geleceği konum olarak Türkiye’nin daha ileride olması gerektiği şeklinde okuyor ve bunu bu şekilde buraya yazıyorum.

Merak Edenler İçin Buyrun Youtube Linki ;

Tanıtım Reklamı

Teşekkürler

Osman Ali KACAR

KARTAL İLE SERÇE

Kartal ile serçenin hikayesine başlamadan önce bu yazının motivasyon amaçlı yazıldığını belirtmek isterim. Yazım tarzı biraz basit gelebilir fakat hikayenin konusuna odaklanmanın daha doğru olacağı kanısındayım.

Günlerden bir gün kendine has karakteri ve inadı olan bir adam varmış, kendini ne biliyorsa doğru ne biliyorsa haklı sanırmış. Arkadaşları ile tartıştığı ve bağrıştığı bir gün konu dönmüş dolaşmış rızık çalışmaktan mıdır? Yoksa tanrıdan mıdır? (bundan sonra  Türkçesi azık olarak anacağız) konusuna gelmiş.

Rızık, İslam İnancına Göre Türkçe Anlamı (Azık) : Her insana tanrı tarafından ayrıldığına inanılan, yaşaması ve doyması için gerekli maddi şeyler bütünüdür.

Yine bağırmış çağırmış evirmiş çevirmiş yine kendi bildiğini okumuş. O akşam evine dönerken iki kanadı kırık bir ayağı sakat bir serçe görmüş. İçinden fırsatın ayağına geldiğini düşünerek bakalım tanrı küçücük serçeye bile azık bahşedecek mi diyerek beklemeye koyulmuş. Tam hava kararmak üzereyken serçenin gagasının tam önüne bir parça et düşmüş ve adam şaşkınlık içerisinde gökyüzüne bakarak görmüş ki hayatının devamına yani yeni bir 40 yıla karar vermiş gagaları parıl parıl pençeleri sivri ve kıvrak tüyleri rengarenk bir kartal (bu hikayeye bakınız) avını yakalamış sindirirken bir parça eti serçenin gagasının önüne düşürdüğünü görmüş. Serçe de gagasını birazcık uzatıp o eti yeyince adam demiş ki “aaa tamam denilenler doğruymuş, arkadaşlarım bu sefer haklıymış gerçekten de azık Tanrı’dan” diyerek eve gitmiş yatmış. 1 gün 2 gün 3 gün derken işe gitmez olmuş sonrasında eşi merak ederek neden işe gitmediğini neden her şeyi bıraktığını sormuş. Adam başından geçenleri bir bir eşine anlatarak azık’ın Tanrı’dan geldiğini ve bu yüzden sürekli yattığını çalışmadığını söylemiş. Eşi ikna edemez hale gelince arkadaşları gelmeye başlamış dediğim dedik bir kişilik olan adamı bir türlü vazgeçirememişler. Azık tanrıdan diyerek çalışsam da çalışmasam da azık tanrıdandır demiş. Eşi, işin içinden çıkamayınca köyün bir bilgesine başvurmuş. Bilge adam adama derdinin ne olduğunu sormuş ve bizim dediğim dedik başından geçen olayı bilge adama bir bir anlatmış. Çalışmaya gerek olmadığını ve nasıl olsa bir şekilde tanrının azık bahşettiğini söylemiş.

Uzun uzun dinleyen bilge adam sakin bir şekilde “evladım azıkın tanrıdan olduğunu çok iyi anlamışsın ama olayları çok yanlış yorumlamışsın.” Serçe azıkını nasıl arıyordu? Yerde durarak. Peki kartal nasıl arıyordu ? Gökyüzünde uçarak. İşte sende artık kararını ver hangisi olmak istediğine. Yerdeki serçe gibi mi? Yoksa yukarıda uçan kartal gibi mi? demiş.

Bu hikaye aslında hepimize aslında çok şey öğretiyor. Bilgenin, adamın karşısına koymuş olduğu seçim o kadar çok şey öğretiyor ki anlayabilene. Sevgili okurlar, biz hayatımızda o kadar çok yalnızız ki yanımızda sadece seçimlerimiz var ve her zaman seçimlerimiz olacak. İnsan sadece seçimleri ile yaşar seçimleri ile değerlendirilir ve öldükten sonra bile bu hayatta yapmış olduğu seçimleri ile değerlendirilir.

Hayatın her zaman doğru tarafında yer almak, işin kolayını değil zor olsa bile doğrusunu yapmak gerekir. Hangisinin doğru olduğunu da sokaktan, arkadaştan veya aileden öğrenemeyiz. İnsan deneyerek, çalışarak, uğraşarak, sıkıntıların üstesinden gelerek kendi alnının teriyle öğrenir. İnsan korkularına o kadar çok vakit ayırır ki, hayallerine vakit kalmaz. Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü hiç önemli değil.

Olayın kalıp formulü : 100MilyarNöron * 50AdetKimyasal – Korkular = Başarının Başlangıcı

Bu formülü uygulayabilen ve doğru kullanabilen bu işi başarıyor.

Olmak istediğimiz yeri hayal edelim. Olmak istediğimiz yer kartalın olduğu yer, şimdiki yerimiz ise serçenin olduğu yer. Yapacaklar listemizdeki her şeyi yapmaya başladığımızda nerede olduğumuzun hiçbir önemi yok. Hepsini bir bir inşa etmeye devam etmeliyiz ve bundan sonra karşımıza çıkan herkese bir kartal olacağımızı söyleyeceğiz ve bu hikayeyi anlatacağız.

Bize inanıp inanmamaları hiç önemli değil! İnansalar da inanmasalar da kartalın yerinde olduğumuz o gün dağlar önümüzde diz çökecek, dalgalar daha sert vuracak ve dahası bizi seyretmek ve görebilmek için başlarını yukarıya kaldırmak zorunda kalacaklar.

Teşekkürler

Osman Ali KACAR